Zonguldak'ta heyelan nedeniyle binaların tahliye edilmesi ve ev sahipleri ile kiracıların tazminat haklarını anlatan Global Hukuk rehber görseli.

Zonguldak Heyelan ve Bina Tahliyeleri: Ev Sahipleri ve Kiracıların Hakları ile Tazminat – 2026 Hukuki Rehber

Zonguldak’ta Heyelan ve Bina Tahliyesi: Ev Sahipleri ve Kiracıların Hakları, Tazminat ve Kira Yardımı Rehberi (2026)

Güncelleme: 26 Ekim 2026

Zonguldak’ta Ekim 2026’da meydana gelen heyelanlar, istinat duvarı çökmeleri ve bina tahliyeleri çok sayıda vatandaşın konutunu kullanamamasına, maddi zarara uğramasına ve barınma sorunlarıyla karşılaşmasına neden oldu.


Özellikle Kilimli ilçesine bağlı Çatalağzı beldesinde yaşanan heyelan nedeniyle 49 dairenin tahliye edilmesi ve Zonguldak merkez Meşrutiyet Mahallesi’nde meydana gelen ölümle sonuçlanan bina çökmesinin ardından çevredeki yapıların boşaltılması, önemli hukuki soruları gündeme getirdi.

Heyelan nedeniyle evinden tahliye edilen vatandaşların tazminat hakkı var mı? Devlet konut veya kira yardımı yapmak zorunda mı? Binası zarar gören mülk sahibi kimden tazminat isteyebilir? Kiracılar kira ödemeye devam etmeli mi? DASK heyelan zararını karşılar mı?

Bu rehberde, Zonguldak’ta yaşanan gelişmelerden hareketle heyelan, toprak kayması, istinat duvarı çökmesi ve riskli bina tahliyesi durumlarında başvurulabilecek hukuki yolları açıklıyoruz. Anlatılan temel hukuki ilkeler, Zonguldak’ın yanı sıra Türkiye’nin diğer illerinde meydana gelen benzer olaylar bakımından da geçerlidir.

1. Zonguldak’ta Ne Oldu? Hangi Binalar Tahliye Edildi?

Kilimli – Çatalağzı: Heyelan Sonrası 49 Daire Tahliye Edildi

15 Ekim 2026’da Zonguldak’ın Kilimli ilçesine bağlı Çatalağzı beldesinde etkili olan sağanak yağışların ardından heyelan meydana geldi.

Bölgedeki istinat duvarının çökmesi sonucunda araçlar zarar gördü, bazı dairelerde hasar oluştu ve 49 daire tedbir amacıyla boşaltıldı. AFAD ekiplerince yapılacak incelemeler doğrultusunda alınacak önlemlerin değerlendirilmesi gündeme geldi.

Bu olay, yalnızca zarar gören araçların ve binaların değil, konutlarına giremeyen kişilerin barınma ve mülkiyet haklarının da değerlendirilmesini gerektiriyor.

Meşrutiyet Mahallesi: Bina Çökmesi ve Çevre Binaların Tahliyesi

21 Ekim 2026 tarihinde Zonguldak merkez Meşrutiyet Mahallesi Sütliyen Sokak’ta üç katlı bir bina çöktü. Olayda bir kişi hayatını kaybetti, bir kişi yaralandı.

22 Ekim’de çevredeki yedi binanın tedbir amacıyla boşaltıldığı ve 30 kişinin geçici konaklama yerlerine veya yakınlarının yanına yerleştirildiği açıklandı. Daha sonra 28 daireli Kadırga Apartmanı’nın da tahliyesine karar verildi.

23 Ekim tarihli haberlerde tahliye edilen çevre bina sayısı sekiz olarak bildirildi.

Olayla ilgili yürütülen adli soruşturma kapsamında, bitişikteki yıkım ve inşaat faaliyetlerinin bina çökmesiyle ilişkisi araştırılıyor. Soruşturma kapsamında üç kişinin tutuklanmış olması, hukuki veya cezai sorumluluğun kesinleştiği anlamına gelmiyor.

Bu nedenle Zonguldak’taki bütün bina tahliyelerini aynı nedene bağlamak doğru değildir. Bazı olaylar doğal heyelanla, bazıları ise komşu taşınmazlarda gerçekleştirilen inşaat ve yıkım faaliyetleriyle bağlantılı olabilir.

2. Heyelan Nedeniyle Evi Tahliye Edilenlerin Hakları Nelerdir?

Heyelan, zemin kayması veya çökme tehlikesi nedeniyle binanın tahliye edilmesi, öncelikle can güvenliğini korumaya yönelik bir tedbirdir.

Ancak tahliye kararının alınması, taşınmaz maliklerinin ve kiracıların bütün haklarının sona erdiği anlamına gelmez.

Somut olayın özelliklerine göre vatandaşlar;

  • Resmî hasar ve risk durumunun tespit edilmesini,
  • Tahliye kararının ve teknik gerekçelerinin kendilerine bildirilmesini,
  • İlgili mevzuat kapsamında geçici barınma ve afet yardımlarından yararlandırılmalarını,
  • Uğradıkları zararların sorumlulardan karşılanmasını,
  • Koşulları varsa sigorta tazminatı ödenmesini,
  • Afet mevzuatında öngörülen hak sahipliği imkânlarından yararlandırılmalarını,
  • Hukuka aykırı idari işlem ve eylemlere karşı başvuru ve dava haklarını kullanmayı

talep edebilirler.

Bu hakların kapsamı, tahliyenin nedeni, hasarın derecesi, taşınmaz üzerindeki hukuki ilişki ve yetkili kurumların tespitlerine göre değişir.

Önemli: Tedbiren tahliye edilen bir binanın mutlaka ağır hasarlı olduğu veya yıkılacağı söylenemez. Kesin durum, yetkili kurumların teknik incelemeleriyle ortaya çıkar.

3. Heyelan Nedeniyle Evi Zarar Gören Kişiler Tazminat Alabilir mi?

Evet. Ancak her heyelan olayı kendiliğinden tazminat hakkı doğurmaz.

Tazminat talebinde belirleyici konu, zararın neden meydana geldiğinin ve zarardan hukuken kimin sorumlu olduğunun tespitidir.

A. Heyelana komşu inşaat veya hafriyat çalışması neden olduysa

Bir binanın temel kazısı, hafriyat çalışması, istinat duvarının yetersiz bırakılması veya komşu taşınmazdaki hatalı müdahaleler nedeniyle zeminin kayması durumunda sorumluluk gündeme gelebilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 730. maddesi, taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını yasal sınırlamalara aykırı kullanmasından doğan zararlar bakımından hukuki koruma sağlamaktadır.

Ayrıca TMK m. 737 ve 738 kapsamında komşuluk hukukundan kaynaklanan yükümlülükler değerlendirilmelidir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı fiille zarar verilmesi hâlinde haksız fiil sorumluluğu doğabilir.

Koşulları oluşmuşsa TBK m. 69 uyarınca yapı malikinin, yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanan sorumluluğu da söz konusu olabilir.

Somut olaya göre taşınmaz maliki, yüklenici, kazıyı gerçekleştiren kişiler, teknik sorumlular veya diğer ilgililer hakkında hukuki değerlendirme yapılması gerekebilir.

B. İstinat duvarı çöktüyse

Heyelan olaylarında istinat duvarının durumu özel önem taşır.

Duvarın hangi taşınmaza ait olduğu, yapımında teknik eksiklik bulunup bulunmadığı, bakım yükümlülüğünün kime ait olduğu ve çökmenin önceden öngörülebilir olup olmadığı incelenmelidir.

Bir istinat duvarının yağış sırasında çökmesi, her durumda yalnızca doğal afet meydana geldiği anlamına gelmez.

Duvarın projelendirilmesi, drenaj sistemi, zemin koşulları, bakım durumu ve ilgili kişilerin müdahaleleri teknik bilirkişi incelemesiyle değerlendirilmelidir.

C. Belediye veya başka bir kamu idaresi sorumlu olabilir mi?

Bazı durumlarda belediyelerin veya diğer kamu idarelerinin sorumluluğu gündeme gelebilir.

Örneğin;

  • Bilinen ve önlenebilir bir heyelan tehlikesine karşı gerekli tedbirlerin alınmaması,
  • Kamuya ait istinat duvarlarının bakım ve denetiminde eksiklik,
  • İlgili idarenin görev alanındaki altyapı ve drenaj hizmetinin gerektiği gibi yürütülmemesi,
  • Mevzuat gereği yapılması zorunlu bir denetimin veya müdahalenin yapılmaması

gibi iddialar somut delillerle araştırılabilir.

Bununla birlikte idarenin sorumluluğu otomatik değildir. Görev alanı, hizmet kusuru veya uygulanabilir başka bir sorumluluk ilkesi ile meydana gelen zarar arasındaki nedensellik bağı değerlendirilmelidir.

Kamu idaresinin sorumluluğuna dayanan uyuşmazlıklar, hukuki niteliğine göre idari yargıda tam yargı davasına konu olabilir.

4. Heyelan Nedeniyle Tahliye Edilen Ev İçin Kira Yardımı Alınabilir mi?

Heyelan sonrasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, evini terk etmek zorunda kalan ailelerin barınma giderleridir.

7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında afetin niteliğine ve yürütülen işlemlere göre çeşitli yardım ve hak sahipliği mekanizmaları bulunur.

Bununla birlikte, her tahliye kararının otomatik ve aynı miktarda kira yardımı hakkı doğurduğu söylenemez.

Geçici barınma desteği, nakdî yardım veya başka bir sosyal destek sağlanıp sağlanmayacağı, ilgili afet uygulamasının kapsamına ve yetkili kurumların kararlarına bağlıdır.

Zonguldak’ta evleri tahliye edilen vatandaşlar, ilgili kaymakamlık, Zonguldak Valiliği ve AFAD İl Müdürlüğünden barınma ve yardım başvurularına ilişkin yazılı bilgi talep edebilir.

Başvuru sırasında tahliye kararı, ikametgâh bilgisi, tapu veya kira sözleşmesi ve hasara ilişkin belgelerin sunulması önemlidir.

5. Heyelan Nedeniyle Yıkılan veya Ağır Hasar Gören Ev İçin Devlet Yeni Konut Verir mi?

Afet nedeniyle evini kaybeden kişilerin en çok araştırdığı konulardan biri devlet tarafından yeni konut yapılıp yapılmayacağıdır.

7269 sayılı Kanun ve ilgili hak sahipliği düzenlemelerinde, şartları sağlayan afetzedeler için konut yapımı veya kredi verilmesi gibi imkânlar öngörülmüştür.

Özellikle yıkılan, ağır hasar gören veya muhtemel bir afete maruz kalan konutlar bakımından hak sahipliği değerlendirmesi yapılabilir.

Ancak;

  • Konutun hasar durumu,
  • Hak sahipliği şartları,
  • Mülkiyet ve diğer başvuru koşulları,
  • Yetkili kurumlarca yapılan tespitler,
  • Başvuru ve ilan süreleri

birlikte değerlendirilmelidir.

Tedbiren tahliye edilmiş olmak tek başına kişiye ücretsiz yeni konut verileceği anlamına gelmez. Hak sahipliği mekanizmasının koşulları ayrıca incelenmelidir.

6. Kiracıların Hakları: Tahliye Edilen Ev İçin Kira Ödemek Zorunlu mu?

Heyelan nedeniyle binanın tahliye edilmesi yalnızca ev sahiplerini değil, kiracıları da doğrudan etkiler.

Türk Borçlar Kanunu’nun 301. maddesine göre kiraya veren, kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli durumda bulundurmakla yükümlüdür.

TBK m. 305 ve devamındaki hükümler, kiralananın ayıplı hâle gelmesi durumunda kiracıya çeşitli haklar tanımaktadır.

Kiracı kira indirimi isteyebilir mi?

Heyelan tehlikesi veya tahliye kararı nedeniyle konutun kullanılması önemli ölçüde engellenmişse, TBK m. 307 kapsamında ayıpla orantılı kira indirimi talebi gündeme gelebilir.

Kiracı kira sözleşmesini feshedebilir mi?

Konutun kullanılmasını ortadan kaldıran veya önemli ölçüde engelleyen bir ayıp bulunması hâlinde, TBK m. 305–306 hükümleri kapsamında fesih hakkı değerlendirilebilir.

Bunun yanında kullanmanın sürekli ve objektif olarak imkânsız hâle geldiği durumlarda sözleşmenin sona ermesine ilişkin diğer hükümler de önem kazanabilir.

Kiracı hiç kira ödemeyebilir mi?

Bu soruya bütün olaylar için tek bir cevap vermek mümkün değildir.

Tahliyenin geçici veya sürekli olması, konutun kullanılamama derecesi ve sözleşmenin hukuki durumu değerlendirilmelidir.

Kiracının herhangi bir hukuki işlem yapmadan kira ödemeyi tamamen bırakması, bazı durumlarda yeni uyuşmazlıklara neden olabilir.

Bu nedenle tahliye kararı ve konutun kullanılamaması, kiraya verene yazılı şekilde bildirilmeli; kira indirimi, sözleşmenin sona ermesi veya iade talepleri somut olaya göre değerlendirilmelidir.

Kiracı taşınma masraflarını isteyebilir mi?

Taşınma, geçici konaklama veya eşya zararları bakımından tazminat istenebilmesi; sözleşmeden veya haksız fiilden kaynaklanan sorumluluğun şartlarına bağlıdır.

Zararın belgelenmesi ve sorumlu kişiyle bağlantısının kurulması önem taşır.

7. DASK Heyelan Nedeniyle Oluşan Zararları Karşılar mı?

Bu konuda sıklıkla karşılaşılan yanlış düşüncelerden biri, DASK poliçesi bulunan bütün konutlarda heyelan zararının karşılanacağıdır.

DASK, depremden bağımsız meydana gelen her heyelan zararını karşılayan genel bir afet sigortası değildir.

Zorunlu Deprem Sigortası, deprem ve depremin doğrudan neden olduğu yangın, infilak, tsunami ve yer kaymasının binaya verdiği maddi zararları poliçe limitleri kapsamında güvence altına alır.

Dolayısıyla yoğun yağış nedeniyle meydana gelen ve depremle bağlantısı bulunmayan bir heyelan, kural olarak DASK kapsamına girmez.

Bununla birlikte özel konut sigortalarında heyelan veya toprak kayması riskine ilişkin teminat bulunabilir.

Poliçenin kapsamı, teminat istisnaları ve hasarın oluş nedeni birlikte incelenmelidir.

Zarar gören kişiler, varsa konut, işyeri, kasko veya ilgili diğer sigorta poliçeleri bakımından da ayrı değerlendirme yapmalıdır.

8. Heyelan Nedeniyle Hangi Zararlar İçin Tazminat İstenebilir?

Hukuki sorumluluğun şartlarının oluşması hâlinde, zararın niteliğine göre farklı tazminat kalemleri gündeme gelebilir.

Taşınmaz zararları: Binanın onarım giderleri, değer kaybı, yıkım nedeniyle ortaya çıkan zararlar ve zarar gören yapı bölümleri.

Taşınır eşya ve araç zararları: Heyelan veya çökme nedeniyle zarar gören mobilyalar, elektronik eşyalar, araçlar ve diğer malvarlığı değerleri.

Barınma giderleri: Somut olayda hukuken talep edilebilir olması şartıyla zorunlu geçici konaklama ve taşınma giderleri.

Gelir kaybı: Özellikle zarar gören veya kullanılamayan işyerleri bakımından ispatlanabilen gelir kayıpları.

Bedensel zararlar: Yaralanma nedeniyle tedavi giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybı gibi zararlar.

Ölüm nedeniyle talepler: Şartları oluştuğunda destekten yoksun kalma tazminatı, cenaze giderleri ve manevi tazminat talepleri.

Bu kalemlerin tamamı her olayda istenemez. Zararın varlığı, kapsamı, hukuki sorumluluk nedeni ve nedensellik bağı ayrıca belirlenmelidir.

9. Tahliye Edilen Bina Sahipleri ve Kiracılar İlk Olarak Ne Yapmalı?

Heyelan ve bina tahliyesi sonrasında can güvenliği her şeyden önce gelir. Yetkili makamlar izin vermedikçe riskli binaya girilmemelidir.

Hukuki hak kaybını önlemek bakımından aşağıdaki işlemler önem taşır:

  1. Tahliye kararını temin edin. Kararı veren kurum, karar tarihi ve belirtilen risk gerekçesini öğrenin.
  2. Hasar tespit belgelerini isteyin. AFAD veya ilgili idarenin düzenlediği teknik raporların nasıl temin edilebileceğini araştırın.
  3. Zararları belgelendirin. Güvenli koşullarda elde edilmiş fotoğraf, video, önceki yapı görüntüleri ve faturaları muhafaza edin.
  4. Tapu ve kira belgelerini hazırlayın. Malik, kiracı veya başka sıfatla konutta bulunduğunuzu gösteren kayıtları saklayın.
  5. Masraf belgelerini toplayın. Otel, geçici konut, nakliye, eşya ve diğer giderlerin dekontlarını koruyun.
  6. Sigorta şirketine bildirim yapın. Poliçe hükümlerindeki ihbar sürelerini ve gerekli belgeleri kontrol edin.
  7. Komşu inşaat varsa delilleri koruyun. Yapı ruhsatı, proje, hafriyat faaliyeti ve teknik incelemelere ilişkin kayıtlar önem taşıyabilir.
  8. İlgili kurumlara yazılı başvurun. Afet yardımı, hak sahipliği veya idari sorumluluk iddialarını sözlü taleplerle sınırlı bırakmayın.
  9. Süreleri değerlendirin. Başvuru, itiraz ve dava süreleri hukuki talebin niteliğine göre farklılık gösterebilir.

Özellikle olayın nedeninin tartışmalı olduğu durumlarda, HMK m. 400 ve devamı kapsamında delil tespiti yapılmasının gerekli olup olmadığı değerlendirilmelidir.

10. Heyelan Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?

Davanın muhatabı, zararın oluşum nedenine bağlı olarak belirlenir.

Komşu taşınmazdaki kazı ve inşaat çalışmasından kaynaklanan olaylarda özel hukuk hükümleri çerçevesinde ilgili malik, yüklenici veya diğer sorumluların durumu değerlendirilebilir.

Bir yapının yapımındaki bozukluk veya bakım eksikliği nedeniyle zarar ortaya çıkmışsa yapı malikinin sorumluluğu gündeme gelebilir.

İlgili kamu idaresine atfedilebilir bir eylem veya hizmet kusuru iddiası varsa idari yargı yolu söz konusu olabilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce heyelanın veya bina çökmesinin teknik nedeni belirlenmeli, görevli yargı yolu ve muhataplar somut olaya göre tespit edilmelidir.

Bir olayın doğal afet niteliği taşıması, insan müdahalesinin veya idari sorumluluğun araştırılmasına engel değildir.

11. Heyelan Tazminat Davası Açma Süresi Ne Kadar?

Süreler, talebin hukuki dayanağına göre değişiklik gösterir.

Haksız fiilden kaynaklanan tazminat taleplerinde TBK m. 72 uyarınca kural olarak zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenilmesinden itibaren iki yıllık, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı öngörülmüştür. Kanundaki daha uzun ceza zamanaşımının uygulanması gibi istisnalar ayrıca değerlendirilir.

İdari eylemden kaynaklanan tam yargı taleplerinde ise İYUK m. 13 kapsamında kural olarak ilgili eylemin veya zararın öğrenilmesiyle bağlantılı bir yıllık ve her hâlde beş yıllık başvuru süreleri söz konusudur. Başvuruya verilen cevap veya cevap verilmemesi üzerine ayrıca dava süresi gündeme gelir.

Tahliye, hasar tespiti, hak sahipliği ve afet yardımlarına ilişkin idari işlemler yönünden özel başvuru veya itiraz süreleri bulunabilir.

Bu nedenle vatandaşların bütün talepleri için tek bir dava süresi bulunduğu düşünülmemelidir. İşlemin niteliğine göre süre hesaplaması yapılmalıdır.

12. Zonguldak’ta Heyelan ve Bina Tahliyesi Nedeniyle Hangi Kurumlara Başvurulabilir?

Zonguldak’taki olaylardan etkilenen kişilerin başvurabileceği kurumlar, talebin niteliğine göre değişir.

  • Zonguldak Valiliği ve ilgili kaymakamlıklar: Afet koordinasyonu ve ilgili yardım işlemleri.
  • Zonguldak İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD): Afet süreci, hasar ve hak sahipliği işlemleri hakkında bilgi ve başvurular.
  • İlgili belediye: Belediye görev alanına giren yapı, imar, altyapı ve güvenlik işlemleri.
  • İlgili sigorta şirketi: Poliçe kapsamında hasar bildirimi ve tazminat talepleri.
  • Adli veya idari yargı mercileri: Uyuşmazlığın hukuki niteliğine göre tazminat ve diğer dava talepleri.

Başvuruların kayıt altına alınması, dilekçelerin ve başvuru numaralarının saklanması sonradan ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından önemlidir.

13. Zonguldak Heyelan ve Bina Tahliyesi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Heyelan nedeniyle evim tahliye edildi. Devletten tazminat alabilir miyim?

Her tahliye doğrudan devletten tazminat alma hakkı oluşturmaz. İlgili afet yardımı ve hak sahipliği şartları ile kamu idaresinin hukuki sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Zonguldak Çatalağzı’nda tahliye edilen 49 dairenin sakinleri hangi haklara sahip?

Malikler ve kiracılar, tahliye ve teknik tespit belgelerini talep edebilir; şartları varsa afet yardımı, sigorta ve hukuki sorumluluğa dayalı tazminat yollarını değerlendirebilir. Her dairenin hasar ve mülkiyet durumu ayrı incelenmelidir.

Heyelan sonucu evim yıkılırsa devlet yeni ev verir mi?

7269 sayılı Kanun kapsamındaki hak sahipliği koşulları oluşmuşsa konut yapımı veya kredi imkânı gündeme gelebilir. Ancak her yıkım otomatik, koşulsuz ve ücretsiz konut hakkı doğurmaz.

Heyelan nedeniyle evden çıkarılan kiracı kira ödemek zorunda mı?

Konutun kullanılamama derecesine ve sözleşmenin durumuna göre kira indirimi, fesih veya başka hukuki sonuçlar gündeme gelebilir. Yazılı bildirim ve hukuki değerlendirme önemlidir.

Heyelan sonrası otel veya başka ev için ödediğim parayı isteyebilir miyim?

Zorunlu barınma giderleri, somut olayda sorumlu kişiye karşı tazminat kapsamına girebilir. Harcamaların ve nedensellik bağının belgelendirilmesi gerekir.

DASK yağmur nedeniyle meydana gelen heyelanı karşılar mı?

Depremle bağlantısı bulunmayan yağış kaynaklı heyelan, kural olarak DASK teminatı dışındadır. Özel sigorta poliçelerindeki heyelan teminatı ayrıca kontrol edilmelidir.

İstinat duvarı çöktüğünde kim sorumludur?

Duvarın malikliği, yapım ve bakım durumu, teknik kusurlar ve çökme nedeni değerlendirilir. Somut olaya göre farklı kişilerin veya kurumların sorumluluğu doğabilir.

Bina tahliye edilince tapu hakkı sona erer mi?

Hayır. Tahliye işlemi tek başına taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkını sona erdirmez. Bununla birlikte sonradan alınabilecek diğer idari kararların hukuki etkileri ayrıca değerlendirilmelidir.

Heyelan nedeniyle zarar gören işyeri tazminat isteyebilir mi?

Evet, hukuki sorumluluğun şartları oluşmuşsa fiziki zararlar ve ispatlanabilen diğer zararlar için talepte bulunulabilir.

Zonguldak dışında meydana gelen heyelanlarda da aynı hukuki hükümler uygulanır mı?

Temel medeni hukuk, borçlar hukuku, idare hukuku ve afet mevzuatı Türkiye genelinde uygulanır. Bununla birlikte ilgili afete ilişkin idari kararlar ve olayın teknik koşulları farklılık gösterebilir.

Sonuç: Heyelan Nedeniyle Tahliye Edilen Binalarda Hukuki Haklar Korunmalıdır

Zonguldak’ta Çatalağzı, Meşrutiyet Mahallesi ve diğer bölgelerde meydana gelen olaylar, heyelan ve bina güvenliğinin yalnızca teknik bir konu olmadığını, aynı zamanda mülkiyet, barınma, sigorta ve tazminat hukukunu doğrudan ilgilendirdiğini göstermektedir.

Evini tahliye etmek zorunda kalan maliklerin ve kiracıların karşılaşabileceği hukuki sorunlar birbirinden farklıdır.

Özellikle zararın doğal süreçlerden mi, komşu taşınmazdaki faaliyetlerden mi, yapı güvenliğindeki eksikliklerden mi veya kamu hizmetinin yürütülmesinden mi kaynaklandığının tespit edilmesi önemlidir.

Global Hukuk & Danışmanlık, taşınmaz hukuku, borçlar hukuku, sigorta ve tazminat hukuku kapsamında ortaya çıkan uyuşmazlıklara ilişkin genel hukuki bilgilendirme çalışmalarını sürdürmektedir.

Zonguldak başta olmak üzere Türkiye genelinde heyelan, bina çökmesi veya tahliye kararlarından etkilenen kişilerin somut olayın özelliklerini dikkate alarak hukuki durumlarını değerlendirmesi önem taşımaktadır.


Hukuki bilgilendirme notu: Bu yazı, 26 Ekim 2026 tarihi itibarıyla ulaşılabilen haberler ve genel mevzuat çerçevesinde hazırlanmıştır. Genel bilgilendirme amacı taşır; hukuki görüş veya belirli bir uyuşmazlığın çözümüne ilişkin garanti niteliğinde değildir. Her olayın kendine özgü koşulları bulunmaktadır. Hak kaybının önlenmesi için somut olay hakkında bir avukattan hukuki destek alınması önerilir.

Global Hukuk Danışmanlık olarak avukatlık, danışmanlık ve koruyucu hukuki destek sunmaktayız.

🌐 www.globalhukukdanismanlik.com
📞 +90 312 213 09 09

BILGI VE HUKUKI DESTEK ALMAK İÇIN:

E-Mail: bilgi@globalhukukdanismanlik.com

Tel / Whatsapp : +903122130909

Whatsapp Destek İçin Tıklayınız…

www.globalhukukdanismanlik.com

——————————————————————————–

SORUMLULUK REDDİ: Bu web sitesinde yer alan materyaller Global Hukuk ve Danışmanlık tarafından hazırlanmış olup sadece bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Bilgilerin iletilmesi, bir avukat-müvekkil ilişkisi yaratma amacı taşımaz ve makbuz teşkil etmez. Bu web sitesi ve ilgili yazı yasal konular hakkında bilgi içerir ve uygun yargı alanında yetkili ve nitelikli bir avukatın hukuki tavsiyesinin yerini tutmaz. Global Hukuk ve Danışmanlık, bu sitenin içeriğinden herhangi birine veya tümüne dayanılarak yapılan veya yapılmayan işlemlerle ilgili her türlü sorumluluğu açıkça reddeder.

YASAL UYARI ve TELİF HAKLARI:Bu web sitesinin içeriğinde yer alan tüm eserler (yazı, resim, görüntü, fotoğraf, belge, vb.) GLOBAL Hukuk & Danışmanlık’ a ait olup, 5846 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Bu hakları ihlal eden kişiler, 5846 sayılı Fikri ve Sanat Eserleri Kanunu ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan hukuki ve cezai yaptırımlara tabi olurlar. Sitede yer alan ve hukuken koruma altında bulunan eserler ancak kişisel bilgi edinme amacıyla kullanılabilir. Ticari kullanım amacı taşımasa dahi, kişisel kullanım ve bilgi edinme amacını aşar nitelikte olan çoğaltma-dağıtma-haber yapma-yayımlama, vb. fiiller hak sahibi olan Avukat Ahmet Bilal DİKDOĞMUŞ tarafından dava ve şikayete muhatap olacaktır.

GLOBAL Hukuk & Danışmanlık’ tan yazılı izin alınmadıkça;

1-) Bu sitede yer alan makale ve yazılar atıf kurallarına uygun olacak biçimde atıf yapılıyor olsa dahi kopyalanamaz. Sitede yer alan bir görsel, fotoğraf, blog, resim, belge, yazı, makalenin bir bölümünün veya tamamen kopyalanmak suretiyle kullanımının suç teşkil ettiği hatırlatılmalıdır.

2-) Sitede yer alan eserlerin bütünü veya bir kısmı ya da sitenin bütünü veya bir kısmı değiştirilerek veya başka bir suretle diğer bir internet sitesinde veya yazılı, basılı evrakta kullanılamaz.

3-) Türk Patent Marka Kurumu’ nda tescilli marka konumunda olan “Global Hukuk” ibaresi ve logosu üçüncü kişiler tarafından kullanılamaz.

GLOBAL Hukuk & Danışmanlık

Language »